Sizler bu konuda ne düşünüyorsunuz bilemiyorum fakat bu kentte yaşayan ve aynı sorun ve sıkıntılarla muhatap olmanız hesabı ile inanıyorum ki benimle aynı görüşü paylaşıp GÖÇ dediğinizi duyar gibiyim.
Evet, bugün ilimizin en önemli sorun ve sıkıntılarının başında GÖÇ gelmekte.
GAP’ın iki evladı olan Fırat ve Harran’ın evlenmesi ile birlikte başlayan iç göç, ne yazık ki bugün kenti yaşanmaz, çekilmez bir konuma getirmiştir.
Peki, bugün kentin çekilmez ve yaşanmazlığında sadece GÖÇ mü etkili olmuştur?
Hayır.
Bunda iş başındaki yerelde ve merkezi yönetimde yer alan yetkililer başta olmak üzere sorumluluk taşıyan ve sorumlulukları bulunanların duyarsızlığı, bugünleri görememeleri, sadece günü kurtarma içinde oluşları ve bu hastalıklarının ne yazık ki günümüzde de devam etmesinin etkisi büyük olmuştur.
Bakın hafta sonu Mille Eğitim Bakanı ilimizdeydi.
Toplu açılış töreninde bulundu.
Bakan süslü ve daha önceden duyulmuşluk oranı yüksek sözler söyledi.
Bakan’a karşı ise biz daha doğrusu bazıları İkramlarda bulundu, iki büklüm olundu, emredersiniz! Derhal! Baş üstüne gibi tanıdık sözler dile getirildi ve sözde hamle atılmış, başlatılmış oldu.
Hayırlı olsun.
İnsana yönelik her türlü yatırıma varım.
Bu madalyonun sadece bir yüzü.
Diğer yüzüne bakacak olduğumuzda yani kurum ve kuruluşların ilimizde sadece günü kurtarmalarına yönelik bir örnek vereyim sizlere.
Milli eğitimin toplu açılış törenini yapılacağı okul’da davetlilerin oturabilmeleri için bir miktar plastik sandalyeye ihtiyaç vardı.
Milli eğitimde birkaç kişinin bu sandalyeleri temin edebilmeleri için adeta günler öncesinden alınları çatladı. Neden mi? Çünkü koskoca Milli Eğitim bu tür etkinlikler için elinde bulundurduğu bir tane sandalyesi dahi yok. İnanıyorum ki hiçbir kurumunda yoktur. Bu iş ya okullarda müdür, müdür yardımcıların, öğretmen odalarındaki sandalyeleri toplamak ile çözümlenecek ti ya da bir yerlerden yüksek ricalarla sorun çözümlenecekti.
Bir kez daha Vilayetten birilerinin bir işletmeciyi arayıp rica etmesi ile çözümlendi. Peki, sorun bitti mi? Hayır. Şimdilik geçip gitti. Yarın bu tür bir etkinlikte bu sandalye, masa, çatal. Kaşık krizi yeniden yaşanacak.
Bu durum sadece Milli Eğitime nazır bir olay değil. Vilayetinde, Belediyenin de kurum ve kuruluşların da sorunu.
Neden sorunu kimse çözmek istemiyor anlayabilmiş değilim.
Haydi, para verip satın alabilmenin yolu yok.
O zaman kiralama yoluna gitsene!
Neden ona buna yalvar yakar oluyorsun ki.
İşte ilimizin bana göre en önemli sıkıntılarının en başında olan sağlıksız GÖÇ olayı da bu sandalye örneği gibi.
Daha fazla zaman kaybedilmeden Milletvekili, Valisi, Belediye Başkanları, STK’ları ve ilgisi olan herkes el ele vermeli ve köyleri kasaba, kasabaları ilçe, ilçeleri de il gibi konuma ulaştırmalı ve GÖÇ’ü tersine çevirmenin bir çıkar yolunu bulmalı.
Günümüzde yaşamı, giyimi, kuşamı, şekli ve şeması ile baskın olan ve Urfa’yı içinden çıkılmaz bir duruma getiren GÖÇ krizine mutlaka bir nokta konulmalı ve göç ile gelenlere cazip koşullar ortaya konularak mutlaka evlerine, köylerine, bahçelerine, tarlalarına, topraklarına döndürülmeli.