Gündüz özellikle öğlen saatlerinde hava sıcaklığı adeta tavan yapmakta. Sabah ile akşam saatlerine doğru ise hava sıcaklığı pek fena değil. Dolayısı ile Şanlıurfa’lı 7’den 70’ine oruçlu iken gündüz pek dışarıda olmayı sevmiyor. Ama iftar sonrası Urfa bir başka olmakta.
Ramazan’da Urfa’yı ikiye ayırmak gerekir.
İftar öncesi gündüz Urfa.
İftar sonrası sahura kadar olan Urfa.
Karaköprü’de 35 metre diye tabir edilen yol güzergahı üzerinde ikamet etmekteyim. Gün içerisinde trafik pek fazla değil. İftara bir saat kala belirgin bir canlılık olmak ile birlikte özellikle iftar saatinde tabir yerinde ise kuş uçmaz, kervan geçmez misali bir hale gelmekte.
Koskoca ana cadde yapayalnız!
Sessiz ve sakin!
Ama iftar sonrası başlayıp sahura kadar başlayan bir trafik akışı başlıyor ki evlere şenlik. İşte bu hareketlilik şehir merkezine de yansımakta ve günü oruçlu geçiren vatandaş iftar ile sahur arasındaki 7 saatlik bir süreyi dolu dolu yaşamaya çalışıyorlar.
Urfa’da Ramazan bir başka dedim. Gerçekten öyle.
Bu Ramazan ayını Yeni Karamürsel’de geçirmek üzere ev kiralayan bir dostum ile iki gün önce telefonda sohbet ettim.
Dostuma, ‘hava serin mi orada? İftarda bir bardak su içebiliyor musun?’ diye sorduğumda verdiği cevap, ‘inan ki kardeş burası çok serin. İftarda iki yudum su içmek yeterli! Ne Kola, ne ayran ne de bir başka içecek aramıyorsun’
Ama ya bizim burada!
Sofraya her bir kişi için nereden bakarsan bakın en az üç bardak inmekte. Bir tanesi Su için, ikinci bardak Meyanbalı için, Üçüncü bardak ise Ayran için. Farklı içecek için isteyen sofrasına bir bardak daha ilave edebilir. Soframızdaki bardak sayısı bile bizleri güldürmekte, mutlu etmekte. Varsın 40 derece sıcaklık olsun. Varsın sofralarımıza her bir kişi için dört bardak insin. Ne olursa olsun. Bana göre Urfa’da Ramazan coşkusu ve İftar sofrası muhteşem…
Hem zaten Ramazan’ın 7 günü geride kaldı. Bugün nasip olursa Orucun 8’nci gününü tutuyoruz. Geriye ne kaldı ki!
Yeniden buluşmak dileği ile…