2014 yılı Mart ayında Mahalli Genel seçimler olacak mı?
      2014 Ağustos ayında Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacak mı?
      2014 Kasım ayında Anayasanın halk oylaması gerçekleşecek mi?
      Bunlar henüz bilinmiyor.
      Bunu tartışmak yerine nedense herkes Ayran ile Yavuz Sultan Selim ile Gezi Parkı ile Yeşil alanların kıyımı ile Beyzbol sopası ile Göz yakan limon tedavili gaz ile uğraşıyor.
       Neyse gelelim biz asıl konumuza.
       Yani olmayan aday adayları üzerine yapılan sözde kulisler konusuna. 
       Şimdi size basit bir soru soracağım.
       Doğmamız çocuğa don biçilir mi?
       Ya da Dere görünmeden paça çevrilir mi?
       İkisine de yanıtınızın ‘HAYIR’ olduğuna bal gibi inanıyorum. Peki, o zaman ortaya çıkıp ta ‘Ben şu ilçeden veya Büyükşehirden Belediye Başkan aday adayıyım’ deme cesaretini bile gösteremeyen hayali isimler üzerine kulislerin yapılıp, gündem oluşturmanın ne âlemi var? 
        Adayım deme cesaretini gösteremeyenden BAŞKAN olsa ne olur? Olmasa ne olur? Siyasetin ne yazık ki iyice ayaklar altına düşürmeyi başardık.
        Urfa siyasetinde başların ayak, ayaklarında baş olduğunun göstergesidir bu durum. Ortaya çıkmayan isimler üzerine gündemin oluşturulmak nedense isteniyor.
        Tamam, tüm cesareti ile ortaya çıkan hiç isim yok mu? Var tabi ki. Onları alkışlıyorum. Ama biz ne yapıyoruz bir takım farklı ilişkileri yok kulislermiş! Yok kapalı kapılar arkasında konuşulanlarmış! Yok, isimleri orada burada konuşuluyormuş!
       Külliyen yalan, dolan.
       Hem ‘ben aday adayıyım demeyen’ isim üzerinden konuşanları da ayıplıyorum. Kınıyorum.
       Kim kimin hakkında konuşuyor?
       Kimmiş şanslı olan?
       Zaten adamın gücü olsa kendisi için mücadele verir.
       Urfa’da siyasetin bu denli basitleşmesi ne yazık ki seçim sonrasında hizmetlere de olumsuzluklar yansımakta. Çünkü biz vizyonu, karizması, ekonomik durumu, eğitimi ile birlikte bir aday adayını devasal projeleri konuşmak yerine ne yazık ki, günlük hesaplarımızı kurtarmaya bakıyoruz. İşte buda Şanlıurfa’ya zarar vermekte.
        İki dönemdir bu kentin Belediye Başkanlığını yapan fakat bir tek şehir içi ulaşımı bir yana otopark sorununu dahi çözemeyen, bu kente çocuklarımızı eğlendirmeye yönelik bir tek içersinde oyun alanlarının yer aldığı LUNAPARK’ı dahi yapamayan zatı halen şanslı görenlere, ilçelerinde hiç sevilmeyen isimlere sırf yağdanlık olsun diye bir dönem daha şans tanıyanlara yarınlarımız adına hem acıyor hem de utanç duyuyorum.
        İstanbul’da Kadir Topbaş gibi, Ankara’da Melih Gökçek gibi isimler bile günümüzde tartışılırken biz halen bir iki isim üzerinde gidip gelmemiz kent halkı olarak bizim en büyük eksikliğimiz. En büyük utancımız ise ‘Yeter artık. Ömrünün sonuna kadar Başkan mı kalacaksın?’ denilmesi gereken isimlere de halen yağ ve bal olmaya çalışmamızdır.
        2014 Mart Mahalli seçimleri Şanlıurfa’mızın vizyonunun yerelde değişimi, daha güçlenmesi ve devasal projelerin gerçekleşmesi adına önemli bir fırsattır. Denenmişlere teşekkür edip, yeniliklere, değişime ufkumuzu her noktada açmalıyız.
        2014 yılında bu köklü revizyona ciddi olarak ihtiyacımız var. Yeni Vitrin kentimize daha büyük heyecan getirecektir benden söylemesi. Ve unutulmaması gereken bir başka önemli nokta ise ortaya çıkmaya cesaret edemeyen korkaklar hakkında da ne olur kafaları karıştıran gündemler oluşturmayalım. Aday ortaya önce çıksın, sonra o isimi üzerine konuşalım. Böylesi inanın çok daha iyi olacaktır.
      Yanılıyor muyum?
 
       Güzel bir hafta temennisi ile…