Ülkemizin her bir yanı adeta ateş çemberi gibi!
Suriye, İran, Irak derken buna Rusya’yı ve onu dolaylı olarak destekleyen ülkeleri de hesaba katmakta fayda var.
İyi tamam da daha düne kardeşlik ilişkisi içinde olduğumuz bu komşularımız ile birden bire ne oldu da bunları yaşamaya başladık?
İşte tam bu noktada aklıma ‘Aç Kurt ve Tilkinin orucu!’ hikâyesi geldi. Burada yaşananlardan yola çıkacak olur isek sanki birileri kurnaz Tilki misali bizi hep ateşe itmekte!
Ders alabilmemiz umudu ile…
Şen ve mutlu kalınız.
           ****
Tilki ormanda gezerken bir ağacın altında asılı bir but görür. Ağacı ve budu çok fazla yaklaşmadan ve dokunmadan kontrol eder. Tilki bunun bir tuzak olduğunu anlar. But bir iple ağaçlar arasında saklı bombaya bağlıdır.
Tilki ağaçtan biraz daha uzaklaşır ve başını kollarının üzerine koyarak yatar.
Biraz sonra Kurt gelir.
Budu görür. Orada öylece yatan tilkiye sorar;
‘Ne yapıyorsun dostum?’
Tilki cevap verir;
‘Hiç yatıyorum’
‘Burada bir but var’
‘Evet var’
‘Neden yemedin?’
Tilki sakince cevap verir;
‘Ben bugün orucum’
Kurt kendinden emin olarak;
‘Ben yiyeyim o zaman’
‘Buyur afiyet olsun Sayın Kurt’
Kurt ete uzanır uzanmaz bir patlama sesi duyulur. Ortalık toz duman. Kurt yaralı ve hareketsiz olarak yerden yatarken, harekete geçen Tilki ise budu yemeye başlar.
Bunu gören Kurt;
‘Lan şerefsiz. Hani sen oruçtun?’
Tilki pişkin bir şekilde sırıtarak;
‘Biraz önce top patladı, duymadın mı?’