ZEHİRLİ SÜT!

      Hz. Ebubekir (a.s.)’a bir gün bir kölesi bir tas süt getirmiş.
      Hz. Ebubekir (a.s) kendisine kölesinin getirip ikram ettiği sütten bir yudum içmiş. İçmesi ile birlikte sütteki farklı tat dikkatini çekmiş.
      Kölesine dönerek;
      ‘Bu sütü nereden getirdin. Nerden aldın?’ demiş.
      Kölesi ise;
      ‘Ben filan adamın falına baktım. Fala bakmam karşılığında bana sür verdi. Bu süt o süt!’ dedi.
      Hz. Ebubekir (a.s) daha hiddetlenerek;
      ‘Fala bakmanın haram olduğunu bilmez misin? Sen ne yaptın? Bu süt zehirli!’ demiş.
  
          ***
       Hz. Peygamber efendimize de bir gün zehirli bir kuzu ikram etmişler. Peygamber efendimiz tam yiyecek iken pişmiş kuzu dile gelip, ‘Beni sakın yeme. Ben zehirliyim’ demişti.
       Peygamberlerin vücutları şüphesiz zehirli, haram olanlara karşı tepki veriyordu. Hz. Ebubekir (a.s.) da vücudu içtiği bir yuduma tepki vermişti.
       O mübarekler bir lokma haramı bile bilmedikleri, görmedikleri halde boğazlarından indirmez iken, peki ya bizler?
       Adam hırlı!
       Adam hırsız!
       Adam tefeci!
       Adam namussuz!
       Adam şerefsiz!
       Adam uğursuz!
       Adam yanında çalışanların haklarını vermez iken!
       Adam çakalların en önde gideni iken ve de en önemlisi bizler bunu çok iyi bildiğimiz halde ne yazık ki onun iftarına katılıyor, onun düğününde halaylar çekiyor, onu alkışlıyor, onu hak etmediği mevki ve makamlara getiriyoruz.
       Dualarımızda Cenab-ı Allah’a ‘yarabbi sevdiklerinin yolu bizim yolumuz, ahlakları bizim de ahlakımız, sevgileri bizim de sevgimiz olsun’ diyoruz.
       Diyoruz ama nedense çakallıkları, şerefsizlikleri gördüğümüz halde o yaramaz adama sen ‘adam değilsin’ diyemiyoruz. Haramdan kazanan Tefecinin iftarına katılmamayı bile beceremiyoruz.
       İşte bizim insan olarak ikilemimiz….
       Cenab-ı Allah hayırlısını hakkımızda kılsın demekten başka diyebileceğim ve yapabileceğim bir şey yok ne yazık ki….
 
       Yeniden buluşmak dileği ile…