Zamanın Durduğu Uzun Gece 6 Şubat

Tarih: 6 Şubat... Bu tarih, takvim yapraklarında artık sadece bir gün değil, derin bir iz, kapanmayan bir yara, unutulmaz bir ders olarak duruyor. O uzun geceyi yaşayanlar bilir; kimine acının en derinini yaşattı, kimine kapanmayan bir yara oldu, kimine ise hayatın kırılganlığını ve direncinin ne denli güçlü olduğunu öğreten tarifsiz bir ders... Evet, uzun bir gece yaşandı; kiminin yarası hala taze, kiminin hala derin, kiminin yası hala yüreğinde.
Sabaha karşı sallanan toprakla birlikte sadece binalar değil, kalplerimiz de sarsıldı. Gözlerimizi açtığımızda gördüğümüz manzaralar, ömrümüz boyunca taşıyacağımız bir ağırlık oldu. Enkaz altından yükselen çığlıklar, umut dolu bekleyişler, gözyaşları ve dualar... O anlarda zaman durdu, nefesler tutuldu. Yitip giden canlarla birlikte, şehirlerin siluetleri, ailelerin hikayeleri de toprağa karıştı.
Ancak acının tam ortasında bile insan ruhunun direnişi parladı. Komşuluklar yeniden tanımlandı, hiç tanımadığımız insanlar birbirine el uzattı. Bir ekmeği, bir battaniyeyi, bir nefes umudunu paylaşan eller, en karanlık gecede birer fener gibi yandı. İşte bu, bize "ders" olan kısımdı belki de; insan olmanın, birlikte durmanın, yaraları birlikte sarmanın gücü.
Bugün, o uzun gecenin üzerinden zaman geçmiş olsa da, pek çok şehrimizde yükselen yeni binaların ardında, hala derin izler taşıyan ruhlar var. Televizyonda gördüğümüz her deprem haberi, bir anda bizi o güne geri götürüyor. Tıpkı yazıldığı gibi: "Kiminin yarası hala taze..." Çünkü kayıplar sadece fiziksel değildir; anılar, hayaller, geleceğe dair tüm umutlar da o enkazın altında kaldı. Bir bardak çayda, eski bir şarkıda, tanıdık bir kokuda yeniden beliriyor yitirdiklerimiz.
Bu yaralar, kolay kolay kapanmayacak. Belki de tamamen kapanmaları gerekmiyor. Çünkü onlar bize, her yıkımın ardından yeniden ayağa kalkma cesaretini, her fırtınanın ardından bir gün güneşin mutlaka doğacağını hatırlatan birer işaret. "Kiminin yası hala yüreğinde..." Evet, yas tutmak bir süreçtir ve her birey onu kendi içinde farklı yaşar. Önemli olan, bu yası unutmak değil, onu anlamlandırmak ve bize kalanları daha sıkı tutunmak için bir vesile kılmaktır.
6 Şubat, bize hayatın ne denli değerli olduğunu, sevdiklerimizin kıymetini, bir de dayanışmanın eşsiz gücünü öğretti. Unutmayacağız. Unutamayız. Çünkü o uzun gece, hepimizin ortak hafızasına kazınmış, kapanmayan bir yara, ama aynı zamanda yeniden doğuşun ve umudun da bir sembolü olmuştur.