URFA HABERLERİ

Urfalı Şair Nabi memleketi Urfa'da anıldı

“Divan Edebiyatında Urfalı Bir Üstad: Şair Nabi” paneli, Şanlıurfa İl Halk Kütüphanesinde Türkiye Yazarlar Birliği Şanlıurfa İl Başkanı Cuma Ağaç'ın moderatörlüğünde, akademisyenlerin katılımıyla gerçekleştirildi.

Kültür Yolu Festivalinin önemine değinen TYB Şanlıurfa İl Başkanı Cuma Ağaç, bu tür organizasyonların şehirlerin sahip olduğu kültürel değerleri görünür kılma ve toplumla buluşturma açısından önemli bir işlev üstlendiğini, yoğun katılımla gerçekleştirilen panelde, Nabi’nin edebi kişiliği, eserleri ve Osmanlı düşünce dünyasındaki yeri farklı yönleriyle ele alındığını söyledi.

ŞAİR NABİ GÜÇLÜ BİR DÜŞÜNCE İNSANIDIR

Şanlıurfa’da Kültür Yolu Festivali kapsamında düzenlenen “Şair Nabi” panelinde konuşan Prof.Dr. Ekrem Bektaş, "Nabi'nin her bir beytinde saatlerce düşünülebilecek derinlik var. Hikemî tarzın en güçlü temsilcilerinden biri olmasına rağmen, ne yazık ki günümüzde yeterince tanındığını söylemek zor. Bu tür etkinlikler, özellikle genç nesillerin Nabi’yi keşfetmesi açısından büyük bir fırsat sunuyor" dedi.

Panele konuşmacı olarak katılan Prof.Dr. Ekrem Bektaş, Yusuf Nabi’nin hem Urfa’nın hem de Osmanlı edebiyatının en güçlü kalemlerinden biri olduğunu söyledi.

Urfalı Şair Nabi’nin yaklaşık üç asır önce yaşamış olmasına rağmen eserleriyle bugün hâlâ yol gösterici bir niteliğe sahip olduğunu belirten Prof.Dr. Ekrem Bektaş, “Şanlıurfa durağında, Türkiye Yazarlar Birliği ile Kültür ve Turizm Bakanlığı iş birliğinde böylesine önemli bir panelin düzenlenmesi son derece kıymetli. Nabi, yalnızca Urfa’nın değil, bütün bir Osmanlı coğrafyasının yetiştirdiği en önemli şairlerden biridir. Bu tür etkinlikler, özellikle genç nesillerin Nabi’yi keşfetmesi açısından büyük bir fırsat sunuyor” dedi.

Panelin bir diğer konuşmacısı Prof.Dr. İbrahim Halil Tuğluk ise, Nabi’nin Şanlıurfa için vazgeçilmez bir değer olduğunu belirterek, “Bir şehri şehir yapan, onun yetiştirdiği değerlerdir. Nabi, Urfa’nın yetiştirdiği en önemli isimlerden biridir. 17. yüzyıl Osmanlı sosyal ve kültürel hayatını anlamak için Nabi’nin eserlerine mutlaka bakmak gerekir. Bu nedenle Nabi’yi kendi memleketinde konuşmak bizim için ayrı bir gurur ve anlam taşıyor” diye konuştu.

Katılımcıların da ilgiyle takip ettiği program, soru-cevap bölümüyle tamamlandı.

URFALI ŞAİR NABİ'Yİ TANIYALIM

Divan edebiyatımızın önemli temsilcilerinden hemşerimiz Urfalı Şair Nabi 1642’de Şanlıurfa’da doğdu.

Asıl adı Yûsuf olmakla beraber Nâbî mahlasıyla tanındı. Gaffarzâde veya Karakapıcılar ailesine mensup olduğu hakkında söylentiler vardır. Nâbî, Hayriyye eserinin başında oğluna, atalarının ilim sayesinde yüksek mertebelere ulaştıklarını ve nesebinin ünlü olduğunu hatırlatmaktadır. Çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını Urfa’da geçiren Nâbî’nin burada iyi bir eğitim aldığı, Arapça ve Farsça öğrendiği anlaşılmaktadır. Bir rivayete göre, erginlik yaşlarında iken Yâkub Halife adında bir şeyhe intisap ederek tasavvufa yönelmiş, bir süre çobanlığını yaptığı bu şeyh onu İstanbul’a gitmesi için teşvik etmiştir. Bir başka rivayete göre ise Urfa’da arzuhalcilikle meşgulken mutasarrıfın dikkatini çekerek onun telkiniyle İstanbul’a gitmiştir.

Nâbî hac farîzasını eda etmek için padişahtan izin alınca Mısır Valisi Abdurrahman Abdi Paşa’ya bu konuda bir de ferman yazılmıştır.

Urfa yoluyla Medîne-i Münevvere’ye varan Nâbî; “Sakın terk-i edebden kûy-ı mahbûb-ı Hudâ’dır bu” mısraıyla başlayan ünlü na‘t-gazelini bu sırada kaleme alır.

Hac dönüşünde Mustafa Paşa’nın kethüdâlığına yükselen şairin Tuhfetü’l-Haremeyn adlı eseri bu seyahatin mahsulüdür.

Kendi arzusuyla paşanın kethüdâlığından ayrılınca çevresinin vefasızlığı yüzünden sitemlerle dolu “Kasîde-i Azliyye”sini yazar.

Mustafa Paşa Kaptan-ı Deryâlıkla saraydan uzaklaştırıldığı zaman onunla ölümüne kadar Boğazhisar’da (Seddülbahir) kalır.