Urfa’nın neresine bakarsak bakalım, kendimizi Suriye ya da Kuzey Irak’taki Zaho, Dohuk, Erbil veya Süleymaniye’deymiş gibi hissetmeye başladık.
Esad zulmünden kaçanlara ilk önce insani vazife olarak kapılarımızı açtık.
Sonra IŞİD’den kaçan Yezidilere!
Ve nihayetinde Kobani’den kaçan Kürtlere!
Ölümden, zulümden kaçana tabi ki kucak açmak lazım. Hatta onlarla ekmeklerimizi de paylaşmalıyız.
Bunu insanlık adına bizler şimdi bizlere sığınan bu insanlara karşı yerine getirmeliyiz. Ama bizler bunu yaparken de Suriye’den gelen Arap’lar, Yezidiler ve Kobani’den kaçıp Suruç ilçesine sığınan Kürtler de durmaları gereken yeri asla unutmamalılar.
Askere, Polise taş atmak ta neyin nesi?
Sen madem, bu kadar güçlüsün!, yiğitsin!, cesaretlisin peki o zaman seni evinden, toprağından kovan IŞİD’e karşı neden kafa tutamadın? Taş atmadın? Molotof atmadın? Hepsinden de öte yandaşların ile karşı duramadın?
Dünya ülkeleri Türkiye üzerine, Türkiye’de de iş başındakiler ne hikmet ise Urfa üzerine bir oyun tezgâhı içindeler!
İstanbul ve Antep başta olmak üzere oradan burada bulunan Suriyeliler ha bire Urfa’ya postalanırken, bizimkilerden ise ne ses çıkabiliyor! Ne de bir seda!
Başta da deki ya mağdura, muhtaca, zor durumdakilere sahip çıkmak insanlık adına atılması gereken bir adım.
Urfa halkı bunu ziyadesi ile yaptı, başardı.
Tam bu noktada iş başındaki yetkililere daha da önemlisi Ankara’ya düşen görev buraya gelen insanlara ilk önce barınabilecekleri ortamı oluşturmak, akabinde bu insanların hepsini küçük büyük ayırt etmeden kayıt altına almalı, bunları gözden uzak tutmak yerine göz önünden ayırmadan tüketen toplum olmak yerine üretken bir konuma getirilmeliler.
Ankara’dan öyle bakıldığında Urfa’da her şey süt liman gibi görülebilinir, ama kazın ayağının hiç de öyle olmadığını mutlaka birileri hem Çankaya’ya hem de Başbakanlığa anlatmalı…
‘Sınırımıza gelenlere, ölümden kaçanlara sırtımızı dönemezdik!’ demek ile bu işler olmuyor. Bize gelenleri Kayseri’ye, Rize’ye, Manisa’ya, Konya’ya, Bursa’ya çadır kent kurup alında yazı ve kışı bir arada görün!