Hafta sonu uzun yıllar Şanlıurfa’mıza gelmeyen Ege’nin incisi İzmir’den misafirlerim vardı. Havaalanında başlayan buluşmamız iki günlük doyasıya gezinin ardından yine Havaalanında sona erdi.
Misafirlerim daha önceleri İzmir’den Şanlıurfa’ya gelişlerinde karayolunu yani Akabe mevkisini hep kullanırlardı. Fakat bu kez tam tersi oldu. Karaköprü’den Şanlıurfa’mıza giriş misafirlerimde çok daha heyecan oluşturdu.
Karaköprü’den eski bölge trafik, buradan devam ile Abide ve şehir merkezinden Balıklı göl’e kadar devam eden yol güzergâhı misafirlerimi hem şaşırttı hem de sevindirdi.
Yaş itibari ile bizden daha ileri olan Kadir amcanın iki de bir, ‘Halilciğim. Urfa’ya Allah aşkına ne olmuş. Abidenin altına yollar yapılmış. Emirgan yerinde yok. Valilik yerinde yok. Stadyum nereye gitmiş? Halepli bahçeye bir haller olmuş. Yeni yollar, çevre yolları, otoban, mükemmel bir havaalanı. Urfa çok değişmiş, çoookkkk!’ demesini halen unutamıyorum.
Kadir amcamızın ‘çok değişmiş çookkkk’ demesinin yanında ‘ammaaa!’ ile başlayıp ‘ne yazık ki şehircilik yönünden gelişmişlik yönünden pek nasibini alamamış’ uyarısını da unutmuş değilim.
Evet, içinde yer almamız, içinde yaşamamız itibari ile Şanlıurfa’mızın belki gelişmeye yüz tutmuş olan yönünü görmede şimdilik sıkıntı duymuş olabiliriz. Ama inanıyorum ki, ilimize gelen yabancıların dikkatini çeken değişimi inanıyorum ki çalışmaların bir bir tamamlanması ve ortaya çıkacak olan görüntü ile çok daha net olarak görebileceğiz. Fakat bu değişime paralel ne yazık ki ilimizin sosyal, kültürel alanları başta olmak üzere beşeri gelişmişliğinde ise dibe vurmaktayız.
Bugün itibari ile ilimizin Balıklı göl, akarbaşı, haşimiye alanları ilk sırada olmak üzere Eyyübiye, Yakubiye ve daha birçok yerleri bir Lübnan’ın, bir Irak’ın, bir Suriye’nin ara ve arka sokaklarından hiç de farkı bulunmamakta.
Bu durum ne yazık ki son yıllarda atılan ve başlatılan değişime uymamakta. Değişim kadar gelişmişliğin de önemli olduğunu ne olur unutmayalım.